![]() |
|
|
Okuldan erken döndüm! / 22 Temmuz 2010
Bugün ATMEGA8 de ilk denememi yaptım, yanıp sönen led… AVR mikrodenetleyicilerini programlamak için seri porttan çalışan basit bir devre bulmuştum, USB-seri dönüştürücüde çalışmayacağını hiç düşünmeden devresini deney tablasına kurdum, çalışmadı, sebep: USB-Seri dönüştürücülerle çalışmıyormuş. AVR serisinin bana en cazip gelen yanı WinAVR gibi ücretsiz bir derleyicisinin olması. …devamı Matlab Uygulamaları / 15 Temmuz 2010Çok Noktanın Çok Noktaya Mesafe Hesabının Hızlı Yapılması, 15 Temmuz 2010 Xerox WorkCentre PE16 yazıcı-tarayıcı-fotokopi-fax dörtlü cihazımızda bir arıza vardı. Yine günlük ayarında bir yazı. WIN ‘10 fuarı 2. faz bu hafta perşembe günü Tüyap’ta başlıyor, 25-28 Şubat arasında fuar açık. Önceden gidenler bilir, ücretsiz, güzel bir fuar, fuarın ilgi alanı otomasyon sistemleri, elektrik-elektronik dünyasıyla ilgili teknolojik gelişmeler, hidrolik-pnömatik sistemler… http://www.win-fair.com dan daha detaylı bilgi alınabilir, ücretsiz davetiye formunuzu “online” doldurabilirsiniz, ziyaretçi no nuzu cep telefonunuza da yazarsanız çıktıyı unutsanız da fuara girişte sıkıntı olmaz. Fotoğraf makinesi, bir şişe su ve bir parça yiyecek(bisküvi, simit gibi) fuarı gezdiğiniz gün içinde en çok lazım olan şeyler. Ben de bu 4 günden birinde fuarda olmayı planlıyorum, muhtemelen perşembe veya pazar günü. …devamı Canlan, hareketlen! / 09 Aralık 2009Böyle insanı harekete geçirmeye yönelik bazı sözler vardır, ben çok severim o sözleri. Mesela; “haydi bakalım!” sözü. Birkaç defa arka arkaya “haydi bakalım!” Evimizde çay şekerini bir kasede kısmen kapalı bir rafta saklıyoruz. Bu sabah fark ettim ki bir uyanık arı 1) Evde, arıdan korkup da mutfakta “cıngar” çıkartacak bir arkadaş yok. 2) Arının yaptı(rıldı)ğı balı afiyetle yiyoruz, yani hijyen konusunda da kendisine güveniyoruz. 3) Şimdi bu arı her sabah “bugün balı-şekeri nerde buluruz be abi” diye düşünürken güneşten hemen sonraki saatlerde gelmesinden belli ki ilk aklına bizim mutfak geliyor. Yani bizim mutfağı garanti kapı olarak görüyor. Şimdi ben o boşluğu bir engelle kapatsam o arının engelle karşılaştığı andaki hayal kırıklığını düşünebiliyor musunuz? Bazen gergin bazen sakin olduklarını biliyoruz; kim bilir, belki de bil(e)mediğimiz derin bir hissiyatı vardır bu mübarek hayvancıkların. Öyle demeyin! Çok uzak mesafelerden kovanlarını bulabilmelerinden ve petekteki optimum geometriden geçtim bu hayvancığın pencerinin sağ üst kısmındaki boşluğun yerini “belleyip” şaşırmadan rahatça girip çıkması bile arı deyip geçmemek için yeterli bir sebep değil mi? Yeni dönem başladı! / 02 Ekim 2009Yeni okulumuzda yeni hocalarla öğrenim hayatımıza başladık. Nasipse elektromanyetik alan çalışacağız. Uzun süredir siteyi güncelleyemedim, yazılan yazının içi manayla dolmadıktan sonra yazmanın ne anlamı var? Yazı yazmadan önce en azından bir konuda faydalı olabilecek bir şey kurgulayamadıysam yazmaya başlamıyorum. Mezuniyetten sonra araya yaz tatili girdi. Bu tatili internetten uzak, ailemle ve kitaplarımla geçirdim. Elektroniğin eğlenceli dünyasından biraz uzak kalıp fikir dünyamızla ilgili kitaplar okudum. Eve özellikle internet almadım, aklı başında(!) insansın internet lazım olursa girersin olmazsa girmezsin diyebilirsiniz ama bence insan kendisine bazı yasakları hem zihnen koymalı hem de fiilen. İki ay internete sadece zorunlu bazı kontroller için girdim, geçirdiğim bu iki aylık zaman diliminden gayet memnunum. Bu iki aylık zamanda gazetelerden ülke gündemini sıkı sıkıya takip ettim, radyo programları dinledim, eski arkadaşlarımla “hasbihal” ettim, TV ve internetin insanı önüne katıp sürüklediği zamanımızda bir kenara çekilip, durup düşünmek istedim. Biz istesek de istemesek de ömür geçiyor, biz ne yapıyoruz, bu ömrü nasıl değerlendiriyoruz diye sormak istedim kendi kendime. Mezuniyetle bir sona gelmek tetikledi belki de tüm bunları… Evet, lisans hayatımın sonuna geldim. Bu hafta itibariyle bir haftalık mezunum. Görünüşe göre Yeditepe’yle başladığımız öğrenim hayatımıza İTÜ’yle devam edeceğiz. Genel olarak Yeditepe’de aldığım eğitimden memnun olduğumu söyleyebilirim. Emeği geçen hocalarıma çok teşekkür eder, saygılarımı sunarım ancak yüksek lisansa İTÜ’de devam etmek istedim. Böyle istedim(ve başvuru yaptım) çünkü her ne kadar eğitiminden ve lab imkanlarından memnun olsam da pek bir sinerji ortamı yakalayamadım Yeditepe’de. İTÜ’de yakalayabilir miyim bilemiyorum ancak beklentilerimi hiç mi hiç yüksek tutmuyorum. İTÜ, yüksek lisans başvurusu yaptığım tek okul, öyle de bir yakınlık hissetmişimdir hep. ÖSS’den yeni çıkan arkadaşlar bana Yeditepe’yi soruyorlar, onlara şunu söyleyebilirim: Yeditepe’de Türkiye ortalamasına göre iyi bir eğitim alma şansınız var ancak bu, üniversite seçmede yeterli bir durum değil. Benim gözlemlerime göre devlet üniversitelerinin havası daha olumlu, mesela ben Yıldız Teknik’e veya İTÜ’ye gittiğimde kendimi daha iyi ve mutlu hissediyorum. 27 Ocak 2010 da bir ek: Yeditepe’yi de özlüyorum:) …devamı Hangi yükseklikte kaç dereceyle atalım? / 13 Nisan 2009Az önce çok sevdiğim bir arkadaşımla beraberken http://www.fizik.net.tr/animasyon/atis/a1.swf linkindeki flash animasyon eskaza takıldı gözümüze. Çok kaliteli bir animasyon değil ama başladık mermiyi en uzak mesafeye nasıl göndeririz diye düşünmeye… Sonra araya bazı işler girdi ayrıldık. Ben odaya gelince düşünmeye başladım. Eğik bir atış hareketi vardı ve merminin en uzağa gitmesi için toplam uçuş süresi ile yatay hız çarpımının max yapılması gerekiyordu, çünkü yatayda alınan yol “toplam zaman*yatay hız”. Güzel bir mühendislik sorusu gibi. Evet, siz de düşünmek isterseniz yazının devamına geçmeden yukarıdaki bağlantıya bakabilirsiniz. |
|
| |